Hipertansiyon ve oksidatif stres arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Abstract
Hipertansiyon ve oksidatif stres arasındaki ilişkiyle ilgili literatürde pek çok çalışma vardır, ancak tutarsız sonuçlar ve oksidatif stresin karmaşık etki mekanizması nedeniyle, hipertansiyon ile oksidatif stres parametreleri hala ilişkilendirilmeye çalışılmaktadır. Sistolik ve diastolik kan basıncı sırasıyla 140/90 mmHg'den büyük olan bireylere hipertansiyon tanısı konulmaktadır. Vücudumuzda savunma sistemi olarak radikaller dengeli bir şekilde oluşmakta ve ardından antioksidan mekanizma sayesinde zararsızlaştırılmaktadır. Fakat bu dengenin bozulmasıyla yani oksidanların aşırı üretimiyle oksidatif stres vücutta çeşitli hasarlara ve patolojilere neden olmaktadır. Bizim çalışmamızda hipertansiyon tanısı almış ve bunun yanında diyabet, enfeksiyon bulgusu, romatolojik hastalığı, malignitesi, kronik böbrek yetmezliği, geçirilmiş miyokart enfarktüsü, kalp yetmezliği olmayan 18-80 yaş aralığında 46 hasta serumlarında oksidatif stres belirteçleri olarak malondialdehit (MDA), karbonil grubu, indirgenmiş glutatyon (GSH) ve sülfidril (SH) grupları tayin edilmiştir. Aynı belirteçler romatolojik hastalığı, malignitesi, kronik böbrek yetmezliği, geçirilmiş miyokart enfarktüsü, kalp yetmezliği olmamasının yanı sıra hipertansiyonu olmayan 32 kontrol grubunda da çalışılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda MDA düzeyleri iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bulunmasına rağmen (p<0,005) GSH düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar vermemiştir (p>0,05). SH gruplarının düzeyleri hasta grubunda kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0,05). Karbonil gruplarının düzeyleri de beklenmedik şekilde hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışmada hipertansiyonlu hastalarda lipit peroksidasyon belirteci MDA düzeyleri kontrol grubuna göre yüksekti. Bunun yanında protein hasarını ölçmek için kullandığımız karbonil grubu düzeyleri iki grup arasında beklediğimiz sonuçları vermedi. Antioksidan mekanizmayı temsil eden indirgenmiş glutatyon düzeyleri de hipertansiyonlu hastalarda kontrol grubundan farklı değildi. Antioksidan kapasitenin bir belirteci olarak SH grupları düzeylerinin hasta grubunda düşmesi hipertansiyonun oksidatif stres ile ilişkisininin MDA'dan sonraki bir diğer kanıtınıdır. There are many studies in the literature on the relationship between hypertension and oxidative stress, but due to inconsistent results and the complex mechanism of action of oxidative stress, it is still tried to correlate hypertension with oxidative stress parameters. Individuals with systolic and diastolic blood pressures greater than 140/90 mmHg, respectively, are diagnosed with hypertension. As a defense system in our body, radicals are formed in a balanced way and then they are rendered harmless by the antioxidant mechanism. However, with the disruption of this balance, that is, with the excessive production of oxidants, oxidative stress causes various damages and pathologies in the body. In our study, malondialdehyde (MDA), carbonyl group, reduced glutathione (GSH) and sulfhydryl (SH) groups as oxidative stress markers were found in the sera of 46 patients aged 18-80 years who were diagnosed with hypertension and had no diabetes, signs of infection, rheumatological disease, malignancy, chronic kidney failure, previous myocardial infarction, heart failure. The same markers were also studied in 32 control groups without rheumatologic disease, malignancy, chronic renal failure, previous myocardial infarction, heart failure, as well as hypertension. As a result of these studies, although MDA levels were found to be statistically significant between the two groups (p<0.005), GSH levels did not yield statistically significant results (p>0.05). The levels of SH groups were found to be statistically significantly lower in the patient group compared to the control group (p<0.05). Unexpectedly, the levels of carbonyl groups were found to be significantly lower in the patient group compared to the control group (p<0.05). In this study, lipid peroxidation marker MDA levels were higher in patients with hypertension compared to the control group. In addition, the carbonyl group levels we used to measure protein damage did not yield the results we expected between the two groups. The reduced glutathione levels, which represent the antioxidant mechanism, were also not different from the control group in patients with hypertension. The decrease in the levels of SH groups, as a marker of antioxidant capacity, in the patient group is another proof after MDA of the relationship between hypertension and oxidative stress.
URI
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=v7BkNnnepTnbhn8rNR77La29dryn6Mv8KVg1DrrHZ_23U5YToEnl_foTcmTRmGWuhttps://hdl.handle.net/20.500.12933/1965
















